sapik bir sekilde seviyorum ben keanu reeves'in polis olduğu filmleri.. şu sörfçü olduklari, patrick swayze ya da kurt russell ile costuklari filmden beri bu böyle.. keanu böyle ekrandan bana "dostum, bi bok yiyorum ama bunun dogrulugundan adim gibi eminim" seklinde baksin, yetiyor bana.. inaniyorum her bir seye..
bu filmi de şahsen iyi vakit geçirmek, en azindan hugh laurie'yi şu cgi'li fare filminden öte, greg house karakteri benzeri bir hadisede görmekti amacim.. ki aldim istedigimi de.. bir iki sahnede hugh laurie süpper ötesiydi, filmin en saglam cocugu, tasaklari en büyük olan homiesiydi.. bu bakimdan tatmin oldugumu soyleyebilirim.. özellikle şu "sen öyle güzel sakso çekiyordun ki" muhabbeti kahkaha attirdi bana.. işte dedim gerçek bir house, hem de kabloluda.. ( burada içinde eşsiz bir smiley yapma arzusu dogdu) : )))
fakat mevzu bu kadar mi kör gözümün parmagi bu kadar mı klişe olur arkadaş.. washington'un öldürülmesinde (ki burada bir gönderme olmuş olabilir.. "başkentimiz zenciler tarafindan öldürülüyor" gibi..) kimin sorumlu olduğunu takribi 15 saniyede anliyorsunuz.. koskoca forest vittekir abimizi filmin sonundaki vurdulu kirdili sahnelere yakistiramadim fakat.. benim için o hala tek gözü alcakta, mucize pesinde koşan bir deli.. böyle aksiyona girmesine hiç gerek yoktu.. ki zaten eline yüzüne de bulaştırdı.. belki de forest in tüm istedigi samuel jackson gibi aksiyon adami olmaktir da olamamiştir, hep içinde bi özlem vardir, ekstra olarak senaryoya o sahneyi koydurmustur.. bilemiyorum tabi..
filmdeki birbirini öldürme sahnelerini ben daha bir ağır çekimde olsun isterdim.. boyle kurşunlar girerken "puuuf" "pufff" diye gorebileydik super slow kamera sayesinde.. bu baglamda harcanmis bir kaynak var filmde..
son olarak şunu soylemek istiyorum ki, los angeles ne pis bir memleket, ne yapis yapis sicak bi memleket arkadaş.. ama tepelerindeki evler şahane.. bir gün param olsa alicam tepeden bi ev..